22 Ocak 2026
70bdc413-67d5-4741-9689-3d560d471fce
Ramazan Kara

Kendimi bildim bileli; Trabzonsporlu ve Antalyalı olduğum için –aynı zamanda- Antalyaspor’a destek veren biriyim.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk de öyle söylediği için “Ben, sporcunun; zeki, çevik ve güzel ahlaklı olanını severim.”
O nedenle; Ligin bitimine 3 hafta kala –en yakın rakibine- 9 puan fark atarak Süper Lig Şampiyonu olan Trabzonspor’u ve şampiyonun belli olduğu son maçta, kora kor bir maç çıkararak seyirciye futbol izleme zevkini fazlasıyla tattıran Antalyaspor’u kutluyorum.
Antalyaspor yetkilileri, 3 puan kapma kolaycılığını seçse, hiç kimse yadırgamazdı ve dokuzuncu haftadan bu yana, Süper Lig liderliğini kimseye bırakmayan Trabzonspor -tarafı, tarafsız herkesin dile getirdiği gibi- gene şampiyon olurdu.
Buna karşın; Antalyasporlu yönetici ve sporcuları -o gün yapılan maçta- seyircilerin sahaya girmesi karşısında sergiledikleri yapıcı tavırları nedeniyle, bir kez daha kutluyorum.
Lider takıma yenilmeyen tek takım olan Antalyaspor, bu sezon -özellikle, dün akşam- oynadığı futbol ile gelecek sezonun en güçlü takımlarından biri olacağını da göstermiştir.
Maçtan sonra, Antalyasporlu oyuncuya, kendini bilmez -sözde- Trabzonspor taraftarı birkaç kişi tarafından yapılan saldırıyı şiddetle kınıyorum.
Bu konu ile ilgili olarak, Antalyaspor kulübü tarafından yapılan basın açıklamasını -sporla ilgisi olsun olmasın- herkesin okuması gerektiğine inanıyorum.
“Bekçi dövmek için değil üzüm yemek” amacıyla yazılmış ve ders veren bir içeriği var çünkü.
Maçın hakemi için birkaç cümle olsa da bir şey yazmamak olmaz.
Maçı çok iyi yöneten hakem; hem oyuncuların -Süper Ligin şampiyonunu belirleyecek bir maça çıktıkları için- agresif tavırlarını anlayışla karşılayarak, hem de -kendisinin, yanlış yorumlanabilecek bir hareketiyle maç bitti sanarak- maçın bitimine birkaç dakika kala sahaya giren birçok taraftara karşın, maçın tamamlanmasını sağlayarak “2010-2011 Lig şampiyonluğu gibi” yıllarca konuşulacak bir polemiğin önünü kapatmıştır.
O nedenle, kendisini kutluyorum.
Yukarıda da değindiğim gibi -bu sezon- lider takıma yenilmeyen tek takım olan Antalyaspor; hem oynadığı futbol ile, hem ligdeki konumu ile, hem de maçın, kalan 1-2 dakikalık bölümünde sahaya çıkmayarak -hükmen galip sayılıp- kazanacağı 3 puan ile gelecek sezon Avrupa’ya gitme yolunda önemli bir avantaj elde edeceği halde “centilmenlikten ödün vermeyerek” -adeta- bir destan yazmıştır.
O nedenle, yazımı; ağabeyim Yusuf Ali Kara’nın, 1970li yıllarda Antalyaspor için yazıp bestelediği Antalyaspor Marşının -aklımda kaldığı kadarına, eklemeler de yaptığım- sözleriyle sürdürmek istiyorum;
“Bilmeyen var ise sorsun birine,/ Golleri hazırlar, atar yerine,/ Çok çetin bulduğu rakiplerine,/ Gözyaşı döktürür Antalyaspor
Seyirci çok gelir, çıkarlar dama,/ Çok rağbet var benim, bu Antalya’ma,/ Arada sırada, yenilir ama/ Çokça diz çöktürür Antalyaspor
Maç için ortaya koyar serini,/ Rakip yere bakar arar derini,/ Hatta, kalecinin filelerini,/ Toplara söktürür Antalyaspor”
Ağabeyim -o yıllarda- marşın, sözlerini ve notalarını; Antalyaspor Kulübüne postayla yollamıştı ama bildiğim kadarıyla ağabeyimi arayarak bir teşekkür bile edilmedi.
Şu anda yönetimde bulunanlar -yazımdan haberdar olur ve lütfedip- benimle iletişime geçerse, marşın müziğini de verebilirim.
Antalyaspor, şu anda oynadığı futbolla -Antalyaspor’un geleceğini, yaklaşık 50 yıl kadar önce, bu kadar net görebilen- ağabeyimin övgü yüklü sözlerini fazlasıyla hak ediyor çünkü.